|
|
 |
|
 |
|
Klasik Homeopati
|
|
|
|
 |
|
|
 |
|
 |
|
Hahnemann'ın Yaşamı
Friedrick Samuel Hahnemann 10 Nisan 1755 gecesi
Almanya’nın Meissen şehrinde doğdu. Dönemin en iyi
okullarında tıp eğitimi aldı. Aynı zamanda kimyager ve
eczacı olan Hahnemann 8 yabancı dil biliyordu. Bir
derebeyinin yanında doktor olarak çalışırken, aynı
zamanda tıp fakültesinde dersler veriyordu. Tıpta var
olan yöntemlerden ve uygulamalarından hoşnut olmadığı
için muayenehanesini kapattı ve 11 çocuğunun geçimini,
yabancı dilde yazılmış ilaç bilgilerini tercüme ederek
sağlamaya başladı.
Benzerlik yolu ile tedavi yöntemini önceden beri
bilmekte olan Hahnemann, bu bilgileri daha iyi
uygulayabilmenin yolunu arıyordu. 1790’da birgün
Dr.Cullen’nin Materia Medica’sından kinin maddesiyle
ilgili çeviri yaparken, bu ilacı kendi üstünde denemek
gibi dahiyane bir fikre kapıldı. Çünkü Dr.Cullen’in
sıtmayı tedavi etme metodu ile ilgili açıklamasını
mantıklı bulmamıştı. Sonunda kinin maddesinin (kınakına
ağacı) nasıl çalıştığını anlamak için kendi üstünde
denemeye karar verdi.
Kinini aldıktan sonra aynı sıtmadaki gibi semptomlar
göstermeye başladı. Bu bir tesadüf de olabilirdi. Bu
yüzden aynı denemeyi bir çok defa yaptı. Ama her
seferinde bir sıtma hastasında olan belirtiler ortaya
çıktı. Böylece onun için bir macera başlamış oldu ve bu
tutkulu macera 50 yıl boyunca 1843’te ölümüne kadar
sürdü. Bu süre zarfında 100 farklı ilaç denedi ve
çalışmalarında 11 çocuğu, iki eşi ve yakın çevresi onu
desteklediler. İlk eşinin ölümünden sonra 80 yaşındayken
33 yaşındaki 2. eşi Fransız Melani ile tanıştı, onunla
Paris’te mutlu ve başarılı bir 8 yıl geçirdi. Bu arada,
aynı zamanda felsefe kitabı da olan, Homeopati’nin
tedavi prensiplerinin bulunduğu Organon’nun 6. baskısını
ve “kronik hastalıklar” kitabını tamamladı.
|
 |
|
|
|
 |
|
|
 |
|
 |
|
Homeopatinin Kısa Tarihçesi ve Gelişimi
Homeopatinin tarihi, kurucusu Dr.F.S. Hahnemann
tarafından keşfi ile başladı. Fakat benzerlik ilkesi
Hipokrat ve Paracelsus gibi bir çok hekim tarafından
dile getirilmişti. Mayalar, Kuzey Amerikalı
Kızılderililer, Çinliler, Hintliler tarafından biliniyor
ve uygulanıyordu. Hahnemann bu kanunu sistematize etti
ve prensiplerini oluşturdu.
Hahnemann’ın bu buluşu Ortodoks Tıpta olumlu
karşılanmadı, çalışması kabul görmedi, aksine çok büyük
bir dirençle karşılaştı ve ona savaş açıldı.
Hahnemann’ın sadece bir çeşit ilaç tavsiye etmesi ve
bunu da en ufak dozda vermesi onun eczacılar arasında
çok sevilmemesine sebep olmuş olabilir. Tüm bu
koşuşturmalara, yakın takiplere ve savaşlara rağmen
homeopati gelişti ve tüm dünyaya yayıldı.
Homeopati,sistematize edildiğinden beri tüm dünyada
severek kullanıldı ve kullanılıyor. Kullananlar arasında
dönemin ünlüleri de mevcut Örn. İngiliz Kraliyet Ailesi,
Rockefeller’ler, Charles Dickens, Goethe, Maria Theresa,
Tina Turner, David BAckham, Ghandi, Prens Charles, Bill
Gates v.s.
Homeopati dünyanın çeşitli okullarında ve
üniversitelerde öğretilmektedir.
Normal tıp eğitimden sonra Klasik Homeopat olabilmek
için ülkelere göre değişiklik gösterebilen sürelerde
homeopati eğitimi alınıyor ve en az 2 yıl sürüyor.
Günümüze kadar süren şiddetli saldırılara rağmen,
homeopati yok edilemedi; tam aksine giderek daha çok
tanınıyor ve popüler hale geliyor. Her geçen gün daha
fazla doktor, sağlık personeli ve hastane, özellikle
kronik hastalıklarda çok etkili olan homeopati
tedavisini tercih ediyor.
Modern tıbbın ve bilimin bütün çabalarına rağmen hızla
ve çoğalarak artan kronik hastalıklarda homeopati ile
çok başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Günümüzde
hastalık yapan etken maddenin çok güçlü ilaçlarla yok
edilmeye çalışılmasının umulan başarıyı getirmediği,
hatta organizmaya zarar verdiği bilinmektedir. |
|
|
|
 |
|
|
|
|
|
 |
|
Homeopatide İlaçlar
Homeopati de 200 yıl içinde yapılmış, 3000’in
üzerinde ilaç “denemesi” var. İlaçlarda bitkiler,
mineraller ve hayvansal maddeler kullanılmaktadır.
Homeopatik ilaçlar hazırlanırken karışım halinde değil,
tek bir ana madde olarak bir işleme tabi tutulurlar. Bu
değişim sürecine ve işleme potansiyelleştirmekdeniyor.
Bu yöntem sayesinde zehirli ve zararlı maddeler dahi
zararsız hale getirilip, doğru dozajla başarılı ve
tehlikesiz bir biçimde tedavide kullanılabiliyor.
Homeopatik ilaçların etkileme biçimi bilinen bitkisel
veya kimyasal sentetik ilaçların etkisi ile
karşılaştırılamaz.
Homeopatik İlaç, içerdiği ana maddenin yapısal
oluşumundan, inceltilmiş, seyreltilmiş unsurlar taşır.
İlaç hazırlama sürecinde, maddesel olan, maddesel
olmayana, enerjetik olana dönüşür, ana maddenin
biyolojik, fiziksel bir madde olarak varlığı sona erer.
Özellikleri bir araç olarak hizmet veren taşıyıcılara
aktarılır. İşte bu Potensiyelleştirme sayesinde ana
madde kanıtlanabilir maddesel özelliğini kaybetmiş,
giderek taşıyıcı madde üzerinde kayıtlı bir enerjiye ve
bilgiye dönüşmüştür. Aslında var olan her şeyin madde
olmadığı, enerjiye dönüşebileceği düşünülürse, bu durum
çok da şaşırılacak bir gelişme sayılmaz.
Bir örnekle bu düşünceyi daha sade anlatmaya çalışalım:
Plak, kaset, CD kayıtlarının olmadığı, radyo ve
televizyonun da bilinmediği bir zamanda yaşadığımızı
varsayalım. O sırada birisi elinde bir kutu ile çıkıp
gelse ve bize o kutudan orkestra tarafından çalınan bir
müzik dinletse ne olurdu? Henüz müziğin elektrik
dalgalarına dönüşebileceğini ve bu dalgaların bilgi
olarak manyetik bantların üzerine kaydedilebileceğini
bilmediğimiz için nasıl sığdığına hayret eder ve bunun
bir hayal olduğunu düşünürdük.
Bir müzik kasetinde veya CD’sinde yalnızca bilgilerin
kayıtlı olduğu gibi, homeopatik ilaçlarda da bilgiler
yalnızca enerjetik nitelikte kayıtlıdır.
Zamanımızda homeopatik ilaçların içindeki maddeler belli
bir potense kadar labrotuvar teknikleriyle
kanıtlanabilir durumdadır. Ama yüksek potenslerde
labrotuvar teknikleri maddeyi tesbit edemez. Fakat bu,
kanıtlanamayan olgu yoktur anlamına gelmez. |
|
|
|
 |
|
|
 |
|
 |
|
"İlaç Denemesi" Ne Demektir?
Homeopatinin temeli ve çıkış noktası sağlıklı insanda
denenen ilaç denemeleridir. Bu denemeler ve klinikteki
zehirlenme tabloları sayesinde, homeopat, hastalık
sanatını ( ilaçların ortaya çıkardığı semptomları)
tanıma imkanına kavuşur. Benzer benzeri ile tedavi
edildiği için hastada bulduğumuz semptomlara benzer
semptomlar ortaya çıkaran ilaçlara ihtiyacımız var.
Homeopatik ilacın, bir ilaç tecrübesinin özel bilimsel
şartlar altında sağlıklı insanda ortaya çıkarabileceği
semptomlar, tepeden tırnağa vücudun bütün istemlerini
ilgilendirir, insanın vücudu kadar zihinsel ve ruhsal
alanını da etkilerler. Buna bağlı olarak aynı ilaç bir
hastanın aynı anda pek çok farklı şikayetlerini
iyileştirebilir. |
|
|
|
 |
|
|
|
|
|
 |
|
Homeopatinin Dört Temel Kuralı
1. kural: Similia
Similibus Currentur (benzer benzer ile tedavi edilir)
Bir ilaç sağlıklı kişiye verildiğinde hangi bulguları
ortaya çıkarıyorsa, benzer bulguları olan kişi bu ilaçla
tedavi edilir. Buna bir örnek verirsek: Bir hasta
düşünün uykusuzluk şikayeti var. Bunun yanında çok
gergin ve sürekli bir şeyler düşünüyor; ve öyle sinirli,
öyle gergin ki uzaktan gelen hafif bir ses bile onu
rahatsız eder. Sağlıklı bir insanı bu duruma
getirebilecek bir madde var mıdır? Evet! Bilinen kahve,
eğer çok sert ve bol miktarda içilirse bazı insanlarda
böyle bir etki yaratabilir. Bu yüzden buna benzer
semptomlara eşlik eden uykusuzluk, kahvenin homeopatik
hazırlanmış bir şekli olan coffea ile tedavi edilebilir.
Yada arı soktuğunda ciltte pembe/kırmızı şişlik oluşur.
Kaşınır ve soğuk uygulayınca rahatlar. Benzer bir deri
döküntüsü oluşturan ilacı (hazırlanmış arı zehri)
verince şikayetleri düzelir.
2. kural: İlaç bilgisi
İlaçların ortaya çıkarabileceği semptomların ayrıntılı
şekilde bilinmesi gerekir. Bunlar ilaç denemeleri adı
altında sağlıklı insanda tahkik edilir, ortaya
çıkarılır.
3. kural: Tek ilaç
Hahnemann’a göre yapılan klasik homeapatide sadece bir
ilaç ( bir madde mesela Calcium, papatya, coffea v.s.)
hastalığın resmine, görünümüne, semptomlara uyan bir
çeşit ilaç kullanılır, birbirine karıştırılmaz.
4. kural: Dosis minima
Kural olarak bu bir maddeden tek bir granül kullanılması
anlamına gelir. mümkün olan en küçük doz verilir. |
|
|
|
 |
|
|
|
|
|
 |
|
Homeopati Tedavisi Nasıl Yapılır
Homeopatik tedavi, semptomlara göre birkaç saate veya
birkaç yıla uzanabilecek bir analiz ve çok sayıda
kontrolden oluşur.
Örneğin, akut bir yaralanmada homeopatik bir ilaç ile
birkaç saat içinde büyük başarılar elde edebiliriz.
Kronik bir hastalıkta ise
anlaşılabileceği gibi tedavi süreci uzar. Ama terapinin
başlangıcından itibaren belli bir düzelme ve güç artışı
da gözlemlenir. Örneğin 20 yıldır migreni olan ve
ağrılarından dolayı ayda iki üç kere hastaneye giden ve
hastalığı giderek artan bir hastanın şikayetleri
homeopati tedavisinin başlangıcından itibaren bir
iyileşme gösterir. Homeopatik tedavinin başlamasından
itibaren hastaneye gitme ihtiyacı azalır ve belli bir
süre tedaviyle özellikle migrene ait hiçbir şikayeti
kalmaz.
Analiz, homeopatik
tedavinin temelidir. Analizde hastalığın ve genel
semptomlarının tam gözlemlenmesi, özenle kayda
geçirilmesi ve değerlendirilmesi gerekir.
Homeopat, dikkatini
vücuda bir bütün olarak yöneltir ve bu bütünde ruhsal ve
zihinsel hali de kapsar. Zihinsel şikayetler vücuttaki
hastalığın gelişiminden ayrılmaz aksine ciddiye alınır
ve ayrıntılarıyla incelenir. Hastanın genel durumunu
tasvir edişi homeopatik hastalık tanısının önemli bir
bölümüdür. Ve bu ilaç seçimine çok etkilidir.
Analizde homeopat, nasıl
ağrıyor, nasıl uyuyorsunuz, dışkınız ne renk, cinsel
yaşamınız nasıl, sütü sıcak mı içiyorsunuz soğuk mu,
neler yiyorsunuz, ne tür korkularınız var gibi, belki
komik gelebilecek sorular sorulabilir.
Bunların yanında ruh halinizle ilgili hiç duymadığınız,
önceden düşünmediğiniz sorularla karşılaşabilirsiniz.
Bu analizle kaydedilen
bulgularınız homeopat tarafından size uygun ilacı bulmak
için değerlendirilir. İlk kontrol genel olarak ilacın
alımından bir veya iki hafta sonra yapılır ve bu
homeopatik tedavide çok önemlidir. Bu kontrolde homeopat
ilacın ne derecede çalıştığını veya başka bir ilacın
daha uygun olup olmayacağını tespit edebilir. Bundan
sonra kontroller arasındaki süre giderek uzar. Her
görüşmede kontrollerdeki semptomlar tekrar soruşturulur
ve böylece homeopat nasıl devam etmesi gerektiğini
görür.
Tedaviye başvurma nedeni
olan rahatsızlığın dışında oluşmuş başka rahatsızlıklara
da homeopatiyle çözümler bulunabilir. |
|
|
|
 |
|
|
 |
|
 |
|
Homeopatik Tedavi Sürecinde Nelere Dikkat Edilemelidir?
En önemlisi başlangıçtaki analizde duygular, hisler ve
olaylar üzerine mümkün olduğu kadar açık konuşmak
gerekir ki, homeopat uygun, ilacı en hızlı bir şekilde
bulabilsin.Hasta
içsel duygularına, duyumlarına ve rüyalarına dikkat
etmeyi öğrenmelidir. Başlangıçta hastanın homeopata
güvenmesi, her konuda ayrıntılı bilgi vermesi ve aklına
takılan soruları homeopata yöneltmesi çok önemlidir.
Homeopati tedavisi
sırasında dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır:
●
Mentollü yiyecek ve maddeler alınmamalı, koklanmamalı,
kullanılmamalıdır. Çünkü mentollü yiyecekler, mentollü
diş macunları, mentollü sakız yada şekerler, (vicks de
dahil) homeopati ilaçlarının etkilerini ortadan
kaldırır.
●
Bitkisel maddeler tedavi amaçlı olsun veya günlük
kullanımda olsun SÜREKLİ kullanılmamalıdır. Aroma
terapisi, bitkisel çaylar, bazı baharatların sürekli
kullanımı homeopati tedavisini olumsuz yönde
etkileyebilir.
●
Kahve, çay, alkol, sigara, vitamin hapları, mineraller,
şarap, kahve v.s. gibi maddelerin kullanımının
azaltılmasını da tavsiye edebiliriz.
İlaçların kullanımında
dikkat edilmesi gereken hususlar homeopat tarafından
hastaya iletilmektedir |
|
|
|
 |
|
|
|
|
|
 |
|
İyileşme Süreci
Eğer yaşam gücü homeopatik ilaçlarla temas
ederse aşağıdaki reaksiyonlar ortaya çıkabilir:
●
İlk reaksiyon diye
adlandırılan durum; pek çok vakada hemen hemen hiç fark
edilmez, ama bazı durumlarda doğal olarak şikayetler
kısa süreli biraz artabilir.
●Bastırılmış
semptomlar hafif bir biçimde tekrar geri gelebilir.
Mesela 10 yıl önce iki ay kadar mide ağrısı çekilmişse,
tedavi sırasında bu ağrılar hafif bir biçimde birkaç
günlüğüne ortaya çıkabilirler.
●İyileşme
süreci içeride ishal, burun akıntısı, egzamalar, kısa
ateşlenmeler ve benzeri bulgular oluşabilir. Buna
homeopatide “bahar temizliği” diyoruz. Bu durumda endişe
duymadan homeopatınızla bağlantıya geçerseniz, sizi
aydınlatacaktır.
Ve sonuç olarak
İYİLEŞİRSİNİZ !
|
|
|
|
 |
|
|
 |
|
 |
|
Klasik Homeopati ve Alternatif Homeopati Karşılaştırması
Dünyada klasik homeopati eğitimi veren okul ve
üniversitelerde eğitim süresi en az 2 yıldır ve min. 400
saatten oluşur. Elbette insan sağlığının söz konusu
olduğu her terapi şeklinde olduğu gibi homeopatın
öğrenimi bir ömür boyu devam etmelidir. Maalesef dünyada
şu anda homeopatların çoğunluğu homeopatinin temel
prensipleri olan tek ilaç ve en düşük doz kuralını
dikkate almıyorlar ve kompleks ilaç kullanıyorlar.
Klasik homeopati ile “alternatif” diye adlandırılan
diğerleri arasındaki en büyük fark bu eğitim ve temel
prensiplere yaklaşımdan kaynaklanır. Hahnemann ve
öğrencisi Prof. Dr. Kent’in bakış açısı ile “yanlış
uygulayıcılar” yüzünden homeopati şu anda dünyada hak
ettiği yerde olamamıştır. Bu temel prensiplere ve
kurallara yeterince değer vermeyen uygulayıcılar,
homeopatik ilaç verebilirler, fakat tedavide başarısız
olacaklardır çünkü bu tip bir tedavi ile hastalığı
bastıracaklar veya yan etkiler oluşturacaklardır. Zira
homeopati hata yapmaz, homeopat yanlış uygulama ile hata
yapar. |
| |
|
 |
|
|
|
|